Arama

+
Restoranlar için 10 İngilizce Kelime

Restoranlar için 10 İngilizce Kelime

Anasayfa » Restoranlar için 10 İngilizce Kelime
post_1 Restoranlar için 10 İngilizce Kelime

Kahvaltı, öğlen yemeği, akşam yemeği, kahve, pasta, iş çıkışı ufak içkiler veya hızlıca bir şeyler atıştırmak için olsun, restoranlara gitmek için sayısız sebebimiz vardır. İş seyahatleri veya turistik gezilerde olsun,yemek içmek için restoranlara gittiğinizde işinizi kolaylaştıracak 10 İngilizce kelime ve tamlama işte burada!

1. Reservation (Rezervasyon)

Gitmek istediğiniz restoranda boş masa bulmayı garantilemek için yola çıkmadan önce rezervasyon yaptırmak akıllıca bir çözüm olacaktır. Rezervasyon yapmak için restoranı aradığınızda” I'd like to reserve a table for 3 people today under Taşkan” gibi kalıp bir cümleyi ihtiyacınıza göre düzenleyerek kullanabilirsiniz.

2. Order (sipariş)

Herhangi bir şey yemek ve/veya içmek için bir restorana gittiniz. Yapacağınız şey nedir? Menüden sipariş vermek. Order kelimesi “Siparşiniz hazır-Your order is ready.” cümlesindeki gibi bir isim olarak kullanılabilecekken, “sipariş vermek ister misiniz?-Would you like to order?” cümlesindeki gibi fiil olarak da kullanılabilir.

3. Server (garson)

Siparişinizi alan, yiyecek ve içeceklerinizi masanıza getiren, restoranla ilgili tüm soru ve ihtiyaçlarınıza yanıt vermeye çalışan kişi garsonunuzdur. İngiltere ve diğer ingilizce konuşan ülkelerde aynı zamanda “waiter/waitress” (sırasıyla erkek ve kadın garsonlar için) olarak da adlandırılmaktadırlar.

4. BYO (bring your own)

BYO, “ kendi içeceğinizi/yiyeceğinizi getirin” anlamındaki “Bring Your Own” deyiminin kısaltmasıdır. Bazı restoranlar yemeğin yanında tüketeceğiniz içeceğinizi restoranda sipariş etmek yerine sizin getirmenize izin vermektedirler. BYO, bu hizmeti ifade etmektedir. Garsonunuz içeceğinizi servis eder, gerekiyorsa serin tutar. Hesap ödenirken de bu hizmet için kişi başı cüzi bir miktar bahşiş bırakılır.

5. Starter (Başlangıç)

İşte bu tamamen eğlencesine verilen bir sipariştir. Ana yemeğe karar vereceğiniz sırada atıştıracağınız bir tercih olmalıdır. Başlangıçlar herkes için ayrı olabileceği gibi, birlikte yemeğe gittiğiniz arkadaşlarınızla paylaşılacak bir yiyecek de olabilir. Peki başlangıç olarak ne sipariş etmelisiniz? Tercihiniz bulunduğunuz restoranın türüne göre değişmekle birlikte kızartılmış tavuk sepetleri, sarımsaklı ekmek, kalamar gibi ürünler olabilir. Başlangıç siparişini vermek için şu kalıbı kullanabilirsiniz: “I'll start with the (tercihinizi belirtin)”.

6. Main course (Ana Yemek)

İşte şimdi ana yemek zamanı geldi! Genellikle herkes kendi ana yemeğini sipariş eder ancak aileniz veya yakınlarınızla gittiğiniz bir yemekteyseniz veya bir çin lokantasına gittiyseniz ana yemekleri de başlangıçlar gibi paylaşarak tatmak isteyebilirsiniz. Ana yemek seçiminizi kolaylaştırmak için menüler genellikle tavuk, et, vejeteryan, makarna, pilav, balık, deniz ürünleri ve salatalar gibi ana başlıklara ayrılmıştır.

7. Dessert (Tatlı)

Her yemeğin sonunda tatlıya ayıracak yeriniz muhakkak vardır. Pasta, cheescake, meyveli tart, dondurma, meyve salatası veya wafflle sipariş edebilirsiniz. Kahve, çay, bitki çayları ve şaraplar da tatlının yanına harika olmaz mı!

8. Check (hesap)

Yemeği bitirdiğinizde sıra hesap istemeye gelir. Hesap istemek için yapacağıız ilk şey garsonunuzla göz teması kurmak ve masanıza gelmesini rica eder bir gülümseme veya mimik yapmaktır. Garsonunuzu yüksek sesle bağırarak çağırmak nezaket kuralları dışındadır. Garsonunuza “Could we have the check, please?” demeniz masa hesabını getirmesini istediğinizi anlatmak için yeterlidir. Amerika'da vergi hesaba eklenekle birlikte, İngilizce konuşan diğer ülkelerde menü fiyatları vergi tutarını da içermektedir.

9. Tip (Bahşiş), To tip (Bahşiş bırakmak)

Garsonunuz hesabı getirdikten sonra sıra en sevimsiz şeyde: Ödeme ve bahşiş zamanı! Eğer Amerika'da bir restorandaysanız ortalama bahşiş hesap toplamının %25'idir. Örneğin Avustralya'da bahşişi tamamen isteğe bağlıdır çünkü çalışanların saatlik ücretleri daha yüksektir. Bu durumda, bahşiş konusunda ne yapmanız gerektiğini bulunduğunuz ülkede yerleşik birisine sormanız en uygunu olacaktır.

10. It’s my treat (Benim ikramım!)

Yemeğe çıtığınız kişilerde “IT's my treat” sözünü duyarsanız şanslı gününüzdesiniz demektir. 'It’s my treat”, yemeğinizin bedelini arkadaşınızın ödeyecği anlamına gelmektedir. Keyfini çıkartın !